Muhsin Yazıcıoğlu’na Helikopter Suikastı
30 Mart 2009 | 02:56 |
İnternette dolaşan iddalar gerçekten insanın aklına kaza değil, suikast düşüncesi getiriyor. 112′de konuşulan konuşmalardaki ilginç diyaloglar, ondan önce ABD’nin kazadan 5 gün önce helikopterin bakıma alınması gerek uyarısı. Orjinal metinlerle;
Netde dolaşan iddalarda 112 ile konuşmalarda muhabirin kaç kişi olduklarını söylemeden 112 görevlisinin diğer 5 kişi nasıl ifadesini kullanması?
kasti br şekildemi o 112 görevlisine o telefon yönlendirildi ve oayalandı kasti şarjı bitirildi?
konuşmanın tamamı:
112 görevlisi : 112.
İsmail Güneş (İ.G): Ben İHA Muhabiri İsmail Güneş, helikopter ile düştük.
112 : Nerede? Neredesiniz?
İ.G : Bilmiyorum nerede olduğumuzu. BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu ile birlikteydik.
112 : Neredesiniz?
İ.G : Hatırlamıyorum.
112 : Etrafınıza bakın, ne görüyorsunuz?
İ.G : Her taraf kar, sis. Her taraf sis.
112 : Helikopteri nereden kiraladınız?
İ.G: Bacağım kırık olduğu için konuşamıyorum. Erhan ağabey nereden çıkış yapmıştık. Çağlayancerit orada bir yerde düştük. Hangi yere düştüğümüzü hatırlamıyoruz, her taraf sis, göremiyorum. … 35 00 benim numaram.
112 görevlisi: Telefonu kapatmayalım, yerinizi tespit etmeye çalışıyoruz.
İ.G : Kahramanmaraş’ın dağlarından, her taraf sis. göremiyorum.
112 görevlisi: Parti merkezinden kiminle görüşebiliriz, sizinle ilgili?
İ.G : Bilmiyorum, şarjım bitmek üzere. Alo. Biz nereye gidiyorduk? Yozgat tarafında bir yere gidiyorduk hanımefendi.
112 görevlisi: Kapatmayın yerinizi tespit etmeye çalışıyorlar.
İ.G : Erhan ağabey, nereden geldik, nereye gidiyoruz. Şu an Çağlayancerit’ten gelip, nereye gidiyoruz. Yozgat-Yerköy mü? Çağlayancerit’ten, Yozgat-Yerköy’e gidiyoruz. Burası çok soğuk. Alo. Yer tespit edemiyor musunuz?
112 görevlisi: Siz kapatmayın beyefendi telefonu.
İ.G : Hanımefendi şarjım bitecek.
112 görevlisi : Alo, Alo. İyi misiniz?
İ.G : Kötüyüm, ayağım kırık.
112 görevlisi: Şu anda siz helikopteri görebiliyor musun?
İ.G : Şu anda helikopterin içindeyim.
112 görevlisi: Alo. diğer beş kişi yanınızda değil mi şu anda? Size cevap verebiliyorlar mı?
İ.G : Diğerlerinden ses yok. Erhan ağabey, Erhan ağabey de ıhlayarak cevap veriyor. Alo, hanımefendi, yerimizi tespit edemediniz mi?
112 görevlisi: Şu anda emniyet bulmaya çalışıyor, sakin olun.
İ.G: Erhan ağabey, ıhlıyor sadece. Bende üşümeye başladım. Ben sakin olmaya çalışıyorum.
112 görevlisi: Sakin olmaya çalışın, tespit etmeye gayret ediyorlar.
İ.G: Muhsin Bey’i göremiyorum.
112 görevlisi: Aynı helikopter ile mi havalandınız?
İ.G: Evet. Ayağım çok kötü kırıldı. Ölende var herhalde. Bu arkadaş kim ya.
112 görevlisi: Ayağı kırık, yerinden kımıldayamıyorum. Emniyetle görüşüyorum.
İ.G: Alo, hanımefendi.
112 görevlisi: Açık kalsın telefon.
İ.G: Şarjım bitmek üzere. Benim numaramı görebiliyor musun?
112 görevlisi: Kapatmayalım, ulaşıyorlar, kapatmayalım numarayı. Sizin nereye gittiğinizi anladık. Yozgat-Yerköy’e gidiyoruz dediniz.
İ.G: Alo. Sakin olalım da şu anda donuyoruz burada, ayağım da kırık.
112 görevlisi: Kapatmayın, bir saniye.
İ.G: Alo. Erhan ağabey, Erhan ağabey. Sen kalkabiliyor musun yerinden? Hanımefendi.
112 görevlisi: Şarjınız bitinceye kadar açık kalsın, aramaya devam ediyorlar çünkü. Kapatmayın alo.
İ.G: Alo. Ayağım kırıldı.
112 görevlisi: Başka yerinizde kanama var mı?
İ.G: Gözükmüyor.
112 görevlisi: Kravatınız var mı? İp gibi kravat gibi bir şeye elinizi uzatabilir misiniz?
İ.G: Kravat yok. Şu anda gözükmüyor.
112 görevlisi: Polis ekipleri yerinizi bulmaya çalışıyor. Siz moralinizi yüksek tutun. Zaten sizin yerinizi tespit edecekler. Edemediler daha. Tespit etmeye devam ediyor.
İ.G: Herkes öldü herhalde.
112 görevlisi: Kanamadan dolayı sessiz kalmış olabilirler, endişe etmeyin, sizi kurtaracaklar.
İ.G: Erhan ağabey, Erhan ağabey. Kırık ayağımın altında, kaval kemiğinde. Kanama değil, kırıldı ya.
112 görevlisi: Alo, beyefendi. Şu anda bacağınızın durumu nasıl?
İ.G: Ağrıyor. Alo. Yeri tespit edemediniz mi? Donmaya başladım, üşümeye başladım. Üşüyorum. Tipi var. Helikopterin içine girdim. (İnleme sesleri) Buradakiler öldü herhalde ya. Erhan ağabey, Erhan ağabey. Yok. Kimseden ses gelmiyor, gelmiyor. Eyvah çok kötü.
112 görevlisi: Ayağınız sıkıştı mı?
İ.G: Evet. (inlemeler) Tespit edemediler mi ya. (inleme) Ayağımı oynatamıyorum.
112 görevlisi: Emniyet yerinizi tespit etmeye çalışıyor.
İ.G: Erhan ağabey. Ağabey bir kendine gelmeye çalış. Bak ben kendime gelmeye çalışıyorum. Yatıyor ıhlıyor.
112 görevlisi: Başka kimseden ses gelmiyor mu?
İ.G: Yok, yok. Çok kötü ayağım kırıldı. (İnleme) Hanımefendi hala bulamadınız mı yerimizi? Burada donacağız, diğer insanlar öldü herhalde. (İnleme sesleri) Ayağımı oynatamıyorum. Çok pis kırıldı ayağım. Yerimizi ne zaman tespit edeceksiniz hanımefendi.
112 görevlisi: Aynı helikopter ile mi havalandınız?
İ.G: Evet. Ayağım çok kötü kırıldı. Ölen de var herhalde. Bu arkadaş kim ya.
Bir diğer konu ise, kazanın olduğu bölgede jammer bulunması yani bir tür sinyal kesici alet bulunması yönünde.
İstihbaratçılar, hava koşulları ne olursa olsun, ellerindeki imkânlarla bu numaralara ulaşmaları gerektiğini belirterek, şu dehşet verici tespiti yaptılar:
“Bunun tek açıklaması var: kazanın yaşandığı bölgede bir tür jammer, yani sinyal kesici cihaz çalıştırılmış olmalı”
İstihbarat uzmanlarının tespiti ve iddiası bu. Yetkililerin konuyla ilgili araştırmalarından çıkacak sonuç, bu iddianın ardından daha büyük bir merak konusu oluşturacak gibi görünüyor.
—————–
İşte diğer bir düşünce:
Öncelikle başlamak istediğim yer bu işin içinde bir iş olduğudur. Uzatmadan direk konuya gireceğim
HELİKOPTERDE KAÇ KİŞİLERDİ?
en önemli yerlerden bir tanesi burada!..
Piyasadaki ses kaydında ismail güneş ve 112 arasında ki dialogda DAHA İSMAİL GÜNEŞ helikopterdeki KİŞİ SAYISINI SÖYLEMEDEN;
112 görevlisi: Alo. diğer beş kişi yanınızda değil mi şu anda? Size cevap verebiliyorlar mı?
DEMESİNDEN
helikopterde İsmail Güneş dahil 6 kişi olduğunu anlıyoruz.
Peki 112 de ki hanım nereden esinlenerek ” diğer beş kişi diyerek ” bu kadar net bir tahmin de bulundu?
1)Muhsin Yazıcıoğlu
2)Kaptan Pilot Kaya İstektepe
3)Erhan Üstündağ
4)Yüksel YANCI
5)Murat ÇETİNKAYA
6)İsmail GÜNEŞ
Peki İsmail Güneş kimdir?
İha muhabiri, sivaslı Muhsin Beyin Yanında yani muhsin beye çok yakın bir nevi ihanın BBP partisi muhabiri diyebiliriz.
Anlıyacağımız bu isimlere çok yakın bir insan tekrar bantımıza dönelim;
İ.G: Evet. Ayağım çok kötü kırıldı. Ölen de var herhalde. Bu arkadaş kim ya…
Peki bu isimlere bu kadar yakın birisi neden ” Bu arkadaş kim ya…” diye sorguluyor?
Diyelim ki tanımıyor!.. Helikoptere binerken bile görse helikopter düştükten sonra o kişiyi tanıyabilir. fakat muhabir arkadaş o anda ne gariptir ki “bu arkadaş kim ya” diye sorgulama hissiyatına düşebiliyor.
Aslına bakarsanız sorgulamıyor ses kaydındaki ses tonundan şaşırdığını ve tanımadığını anlıyoruz…
Yani Helikopterde 7 kişiler.
Aranan naaş sayısı ( ceset demeye dilim varmıyor) 6.
Bulunan 5 Bulunamayan kim? İsmail Güneş. İsmail Güneş kazada nerede Helikopterin içinde!! Durumu nasıl Ayağı sıkışmış Yada kırılmış. 112 yi arayan kim İsmail GÜNEŞ! Yani bilinci Yerinde hatta o kadar yerinde ki telefon numarasını 112 ye verebilecek kadar. Yada 112 yi arıyabilecek kadar. Peki bilinci yerinde olan birisi madem şarj bitti oradakilerden birinin cep telefonunu alıp yeniden irtibata geçemezmiydi? Ayağı kırıktı yada ayağı sıkışmmıştı bunu yapamadı. E o zaman İsmail Güneş Nerede? ayağı o kadar sıkışıkki yanındaki veya altındaki adamın telefonunu almak için elini bile kaldırabilicek mecali veya yeri yok. Bu arkadaş helikopterden çıkıp nasıl kayıplara karıştı ? Cevabı köylülerden köylü derken enkazı bulan köylüden! alalım;
köylü net olarak şu anda en kaza 1 metre uzaklıktayım ve her şeyi görebiliyorum diyordu görebildiği şeyler ise.
Helikopterin üstünde 4 altında ise 2 naaş olduğu idi. Hatta Korcan soruyordu Muhsin bey’i görebiliyormusunuz diye o da “hayır onu tanıyorum o bıyıklı ve aralarında gözükmüyor”. Bunun üzerine korcan “Peki muhabir arkadaşımızı görüyormusunuz” diye bir soru yöneltiyor ardından “tanıyamayabilirsiniz diyor” cevap ise “hayır televizyondan gördüm tanıyorum o da burada helikopterin içinde” diyor.
Hatta helikopterin içindekileri tanımlarken “bir kişi kıvrılmış vaziyette diyor” muhtemelen bahsettiği kişi muhabir arkadaş ek olarakta yüzlerinde 2 parmak buz olduğunu aralarından birinde Turuncu bir elbise olduğunu söylüyor! Üstelik “burası etrafı açık olan bir alan burada nasıl göremezler bu helikopteri” diyor.
Burada köylünün turuncu elbiseli olarak tarif ettiği kişi muhtemelen muhabirin “bu arkadaş kim ya” diye nitelendirdiği kişi.
Bu iş karışmaya başladı enkazı bulan kişi muhsin bey hariç herkezi görüyor, gördüğü naaş sayısı 6 bir tek muhsin bey yok!.. Ama aranan naaş sayısı zaten 6?
Peki bize söylenen nedir? Bulunan 5 aranan 1! Tuhaf!.
Köylü yalan söylebilir korucuya bakalım?
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=137082&cat=110&dt=2009/03/27
kısaca korucunun dediğide 5 kişi var Muhsin Bey yok. Ama yok olması gereken Muhabir arkadaş? Tuhaf
Tuhaf demişken ses kaydına yeniden dönelim!…
İsmail bey telefonda konuşurken nerede? bakalım;
112 görevlisi: Şu anda siz helikopteri görebiliyor musun?
İsmail Güneş : Şu anda helikopterin içindeyim.
Dikkat edin Helikopterin İçinde!..
Hemen bakalım işte enkazdan ilk görüntüler!..
http://galeri.internethaber.com/images/gallery/3462/5.jpg
İşte kabin!.. Acaba bu kabinin neresine sığındı bu kabinin neresine oturdu neresine sıkıştı diğer insanlar bu kabinin neresindeydi?
Peki bunu geçelim helikopter bu kadar parçalandı 150 metrelik alana yayıldı parçalar, bu insanlar neden tek parça?
SES KAYDINDA Kİ SİLİNMELER?
Tvlerde ses kaydının yaklaşık 20 dakika olduğusöyleniyor peki yayınlayan banttaki konuşma neden 9 dk 1 sn? geriye kalan 10 dk 59 snlik konuşma kaydında ne var?
KURTARMA ÇALIŞMALARI!..
Tam bir komedi!.. İlk önce bulduk hastaneye sevk ettik herkez yaşıyordu!. 1 saat sonra yeniden kaybettik!. Koordinatlar alındı ama yalnış çıktı. Sonra 30 km2 lik bi alana yaydılar. Ne tuhaftırki spor ayakkabıları ile aramaya çıkan köylüler buldular ve ilk tepkileri şu oldu!..
“burası etrafı açık olan bir alan burada nasıl göremezler bu helikopteri”
ÜSTÜNE ÜSTÜK asıl şaşıracağımız yer enkazın bulunduğu yerle baz istasyonun verdiği koordinatlar aynı!…
Aklımızdaki şüpheler bunlarla sınırlı değil!. Otopsi raporunu bekleyelim görelim.
Gerçekten kaza mı? Yoksa Suikast’mı?
Makale Adresi: http://www.knbykl.org/muhsin-yaziciogluna-helikopter-suikasti/
Print This Post

7 Yorum Mevcut “Muhsin Yazıcıoğlu’na Helikopter Suikastı”
Kendi sitemde de yazdığım gibi ben kesinlikle suiakast olduğu düşüncesindeyim, bir evladı daha bu ülke için şehit oldu. Onun hakkını aramak, ona olan görevimizi yapmak borcumuzdur. Bundan önce 4 kez daha kaza yapmış…
Bu yorum Samet BAL tarafından 02 Nisan 2009 | 12:59 tarihinde yapılmıştır.
Güzel bir yazı olmuş, bu konudaki düşüncelerinize katılıyorum. Ama bazen gerçekten anlamıyorum neden seçimden önce? Eğer bu suikast olmasaydı Sivas’ı BBP alamayacaktı. İnsanlar birşeyleri değiştirmek mi istiyor? Yoksa gerçekten bu ülkede değişen bişeyler var da biz mi bilmiyoruz.
Bu yorum Nihat GENÇ tarafından 03 Nisan 2009 | 11:28 tarihinde yapılmıştır.
Liderimize yapılan bu saldırının hesabını soracağız.
Bu yorum Emük tarafından 03 Nisan 2009 | 21:23 tarihinde yapılmıştır.
Bunun kaza olmadığını 3 yaşındaki çocuk bile biliyor neredeyse. İnsanları uyutan bir ülke, uyutan bir medyamız var. Yaşasın Medyamız…
Bu yorum 3lü tarafından 03 Nisan 2009 | 21:26 tarihinde yapılmıştır.
Abd ve Rusya nın gizli HAARP projesinden haberi olanlar vardır…Çok basit bir şekilde herhangi bir elektromanyetik enerji yayan canlı cansız her şeye dünyanın her yerinden müdahaleleri mümkün…bu şekilde bir saldırıya maruz bırakılış olabilir diye düşünüyorum.
Görenler için basit bir düzenek.biraz tuz,biraz biber.Türkiye de olamayan bir yemek tarifi =) Tv deki yemek programlarını izler gibi millete ülkenin en değerli insanlarının ilk sıralarında olan bir ismin acı sonunu izlettiler.
Sen dahi Tesla…Sırp idin ama Abd seni sömürdü ve kendi teknolojisini 2003 te HAARP adı altında kurdu.Biz ise her şeyde olduğu gibi baktık.Şu anda da bakıyorsunuz…
Ama göremiyorsunuz.Yazıcıoğlu gerçekten çok değerli bir kişiliktir.Adamı sadece kazalarla gündeme getirenleri de hesaba katarsak… buyrun cenaze namazına.
Tarih öldürülen 9 Türk fizikçi gibi,düşen uçaklar,helikopterler gibi bu kazayı(!) da not edecektir ve siz yine bakacaksınız.
Bu yorum The_Mevlana tarafından 04 Nisan 2009 | 10:33 tarihinde yapılmıştır.
Neden Bu arkadaşta kim dedi köylüyü falan mı gördü acaba yha
Bu yorum Nuriye tarafından 09 Nisan 2009 | 16:39 tarihinde yapılmıştır.
Seni tanıyordum.
Elinde silah, Komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.
Önce Ankara da sonra İstanbul da ve tüm bir ülke de kana bulamadığın sokak, Kahvehane, Okul avlusu, Fabrika önü kalmamıştı.
Ev baskınları yaptın, kör karanlıklarda.
Boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı. Bahçelievler de yedi canıma sen kıydın.
Ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.
Sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.
16 Mart katliamında kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.
1979 kışında, Ankara Ziraat Fakültesi öğrencisi, Sabit Torun’u Balgat ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.
Kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.
Maraş’ı kana sen buladın.
Annelerimizin karnındaki, bebeklerimizi katlettin.
Bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.
Yozgat, Çorum ve 93 te Sivas ta yine sen vardın.
Bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum,
Madımak ateşe verildiğin de, “tahrik var” diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.
Korkağın tekiydin.
Uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
Bu yüzden olsa gerek seni yalnız başına kimse görmedi!
Kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.
Ardında iş ortağın onca ‘tosuncuk’ varken, hep güvencede hissettin kendini.
Bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!
Bahçeli de seviyor seni, Baykal da, Tayyip te, Erbakan da.
Halen arkan sağlam.
Ardından methiyeler düzülüyor!
Yazık oldu sana yazık. Ölümün böyle olmamalıydı!
Ateşe verdiğin o Maraş yolu, canını aldı!
Çakılıp kaldın bir dağın başına.
Beş santim buz tutmuş bedenin.
Zavallı ürkek yüreğin donmuş!
Üzülmedim.
Hiç unutmayacağım söz!
Aklıma Faşizm düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım.
Bu yorum EvrenselMüzik tarafından 18 Ocak 2010 | 19:53 tarihinde yapılmıştır.